Thursday, June 14, 2007

TURKIYE AVRUPA’DA ISIN NE?

Bu yaziyi alelacele, Turkce karakter bulmaya calismadan yaziyorum. Zira hakarete ugramis bir milletin bireyi olarak su anda kizginim.

Sayin Sarkozy “Turkiye’nin Avrupa Birligi’nde yeri yok” demis. Bak! Bak! Bak!! Merak edenler okusun baksin. Parcaladigi baska edebiyati tercume etmeye gerek yok. http://euobserver. com/9/24260/ ?rk=1 Ustelik galiba annesi de Osmanli tarafindan korunmaya alinmis bir Yahudi ailesinden. Nedir bilmem ama aksam haberlerde tavirlarini izledigimde hic de akli selim bir adam izlenimi uyandirmadi ben de. Ayrica Fransizlar’a tesekkur borcluyuz cunku acikca soyluyorlar niyetlerini ve dolayisi ile digerlerininkini. Saniyor muyuz ki diger ulkeler ayni fikirde olmasalar Fransa’ya bu sozleri soyletirler? Iyi polis, kotu polis basari ile oynaniyor. Biz hala onumuze konan uydurma sorunlari cozecegiz de iceri girecegiz diye gobek catlatalim.
Adam hakli da kardesim! O kadar gozumuze soktular, avaz avaz bagirdilar “sizi istemiyoruz! Siz Muslumansiniz” diye ama biz inatla kapilarinda dilenip rezil ediyoruz kendimizi. Neymis; standartlarimizi yukseltecekmisiz! Standartlarimizin yukselmesi gerektigini biliyoruzsak nereye yukselmesi gerektiginiz de biliyoruz demektir. Buna yapabilmek icin ille Avrupa tarafindan tokatlanmamiz mi lazim? Ustune bir de para veriyoruz ama her seyi cok bilen politikacilarimiz ve burokratlarimizin cogu Ingilizce konusamadigi icin verdiklerimizin karsiligini alabilecegimiz projeleri kaciriyoruz. Peki ne icin para odemis oluyoruz? Hakarete maruz kalip, rezil olmak icin!

Onsan sonra da “adamlar ilimli Islami destekliyorlar” diye saf saf siritip kendimizi bir is yapmis zannediyoruz. Basimizin uzerinde dolasmakta olan beladan haberimizin olmamasi icin ya cok saf ya da cok aptal olmamiz lazim.

Ille de bir birlige gireceksek bulalim baska bir birlik. Hatta kendi birligimizi yaratalim Turki Cumhuriyetleri ile. Avrupa ve Amerika onlari kanatlari altina almak icin cirpinirken bizim onlara arka donmemiz pek anlasilir bir durum degil. Tabii buyuk babamiz boyle emretmediyse!

Haydi artik vatani satmaktan, milleti rezil etmekten vazgecelim, yuzumuzu gercek dostlara donelim. Gercek dost bulamiyorsak da kendi kendimize yetmenin yollarini arayalim. Assagilandigimiz yeti gari!!

Adamlarin gizli mesaji acik “Turkiye Avrupa’da isin ne?”

5 comments:

Yunus Benli said...

Bazen bende sinirlenip benzer sekilde dusunuyorum. Tanzimat ilanından bu yana Avrupa'ya biz size benzemek istiyoruz diye mesaj veriyoruz. Buraya kadar sorun yoktu. Avrupa bu gayretlerimize aferin diyerek hep destek verdi. O gunlerden bu günlere kendini Avrupalı gibi hisseden kitle küçük azınlıktan büyük azınlığa geçti. Ne zamanki artık sana benzedim, artık bende Avrupalı olmak istiyorum dediğimizde "dur" bakalım demeye başladılar. Benim ne doğuya ne batıya, ne kuzeye ne güneye hatta orta asyaya yaranamayan milletim. Benim yaranma kaygılı, benim aidiyet duygusu havada kalan zavallı milletim.

Umran Altunkaya said...

Iste sorun da burada; aidiyet duygusu havada kalmis bir millet olmak. Biz ne Asyali ne Avrupaliyiz. Bunu kabul edersek belki kendimizi daha iyi hisseder daha kendimizden emin hareket ederiz. Belki o zaman Avrupa'ya yaranma kaygimizdan da ariniz.

ali suat ürgüplü said...

türkiye'nin esas hatasi tabiri caizse biraz boyundan büyük islere kalkismasi. belki son elli yildir türkiye'nin en büyük sorunu kisir ic cekismeler, ilkesiz politikacilar ve hatali, günü kurtarmaya yönelik ekonomik politikalarla memleketi, halkinin cogunlugunun insan gibi bir hayat yasamasini imkansiz kilan bir yer haline getirmis olmasidir. bu da neredeyse elli yildir türkiye'nin yurt disina esas itibariyle vasifsiz ve gittigi yere uyum kabiliyeti sinirli isgücü göndermesine sebep oldu. bu isgücü de tabiri caizse adimizi biraz batirdi maalesef. avrupa'da türkiye'nin üyeligine karsi gösterilen tepkinin esas kaynagi bu. yoksa kürt sorunu, ermeni sorunu vs. bunlar nisbeten tali sebepler. avrupali secmen meclise gönderdigi politikacisina son derece acik ve kuvvetli bir mesaj veriyor: "türkleri istemiyoruz". politikaci da buna göre hareket ediyor tabii. onun icin sarkozy'nin ne dediginden ziyade ona o dedigini dedirrten saiklere bir göz atmali. buna bir de türkiye'nin 1960 yilindan beri gecirdigi ücü klasik bir postmodern dört darbe (sonuncusunun darbe olup olmadigi henüz belli degil) de eklenince, türkiye'nin imaji iyice kötülesiyor tabii.

bir de avrupa'nin kendi icinden kaynaklanan sebepler var ki bunlar son derece ciddi ve türkiye'nin asmasi neredeyse imkansiz sebepler: her seyden önce 1954'te alti ülke olarak baslayip bugün yirmi yedi ülkeye dayanmis olan ab, artik optimum boyuta ulastigi ve daha fazla büyümenin arzu ettigi yapisal derinlesmeye (yani bir cesit avrupa birlesik devletleri) olumsuz etki edecegi kanaatinde. ikincisi artis hizi düsmekte olsa da artmaya devam eden yetmis küsur milyonluk nüfusuyla türkiye, üye olursa birligin sayica en büyük ülkesi olacak. bu da hem bir taraftan avrupa'nin en büyük ve dolayisiyla siyasi bakimdan etkili ülkesinin avrupali kimligi bile son derece tartismali (müslüman, yüzyillardir avrupa'nin korkulu rüyasi) bir ülke olmasi, hem de diger taraftan kita avrupasi'na hakim alman-fransiz ikilisinin etkisinin büyük ölcüde azalmasi demek olacaktir. eh almanya'yla fransa'nin da buna he demesi beklenemez herhalde! onun icin bizim avrupa birligi'ne girecegimiz yok.

bence bu avrupa birligi macerasi türkiye'ye daha iyi bir ekonomi, daha sivillesmis ve isleyen bir demokrasi gibi bir takim seyler kazandirmakta ve kazandirmaya devam edecek (tekrar tekrar gördügümüz gibi bazi reformlari kendimiz yapacagimiz yok, illa disaridan baski lazim), ama bizim hesaplarimizi ab'ye asla üye olmayacagimiz varsayimina göre yapmamiz lazim.

türkiye'nin yapmasi gereken sey, her seyden önce ekonomisini rayina oturtmasi, devleti daha da kücültüp daha becerikli bir hale getirmesi, isler bir parlamenter demokrasiyi hayata gecirmesi (= iki büyük parti, biri merkez sag, biri sosyal demokrat, minik bir liberal parti - liberal partiler ekseri minik olur zaten - ve bir gerici (AKP), bir bölücü (DTP), bir irkci (MHP) olmak üzere üc asiri uc partisi) ve gelismis demokrasilerde oldugu gibi politika oyununun esas itibariyle iki merkez parti arasinda oynandigi ve ekonominin temellerinin bundan nisbeten az etkilendigi bir siyasi hayat edinmesi lazimdir. ayrica ekonomik partner olarak ab disindaki ülke ve bölgelerle (rusya, cin, hindistan, güneydogu asya, güney amerika gibi) iliskilere de daha fazla agirlik verilerek simdiki tek tarafli ab bagimliligi azaltilmalidir.

bunlar yapilir ve türk ekonomisi bir taraftan uluslararasi piyasalardaki soklari emebilecek kapasiteye, bir taraftan da istikrarini koruyabilecek saglamlik ve güvenilirlige ulastigi vakit türkiye'yi ne rum, ne ermeni, ne merkel, ne de sarkozy tutabilir.

ali suat ürgüplü

Ummu said...

Arkadaslar yazdiklariniza ve fikirlerinize fazlasiyla katiliyorum.

Herkes cikar pesinde, kendini dusunuyor, maddi durumu iyi olmayan halk AB'ye girince iyi bir halt olacagini saniyor. Ticaret yapan kisilerde en ucuz sekilde kendi cebimizi nasil doldururuz ve maddi varligimizi ve luxumuzu daha yuksek bir kademeye nasil cikaririz dusuncelerinde. Anliyacaginiz gelecegi, torunlari ve TURKIYE'yi dusunen yok.

Turkiyemizin hicbir zaman Kurt, Turk, Ermeni, Yahudi, Din, Sag ve Sol problemleri bitmez BITIRTMEZLER!!!!!!!!!! Hicbirsey olmasa bile GOZUNUZUN USTUNDE KAS VAR derler. Bitecek olsa bile MANTAR gibi baska birsey bulurlar ki Turkiye ilerlemesin diye. Sanki Kurtleri veya Ermenileri cok mu seviyorlar? HAYIR, bu konularin arkasinda olan destekleyen ulkeler kendi ceplerini dusunuyor. Nasil silah satariz veya Turkiye'nin gelismesini nasil engellerizde bize ilerde sorun olmaz diye.

George Bush Irak halkini cok mu seviyordu da Saddam'in altinda ezildiklerine cok uzuldude halka yardim etmeye gitti sanki. Isteselerdi Saddam'i coktan sessizce yok ederlerdi ama o zaman yikilmamis bir ulkeyi yeniden yapma, American mallarini satma ve buyuk American sirketlerine is imkani cikmayacakti.

Simdi yapilanlar yapildi, olanlar oldu veya yapilanlar oluyor; oturdugumuz yerden koltuk politakasi/politicaciligi yapmak kolaydir,durum boyle olunca onemli olan:
biz ne yapabiliriz?
Halkimizi nasil bilinclendirebiliriz?
Politicacilara sesimizi nasil duyurabiliriz?

Umran Altunkaya said...

Evet, bu yazinin uzerinden cook zaman gecmesine ragmen her yorum bu gun de gecerl' ve deg'sen b'r sey yok. Acaba hepimiz bir yabanci ile evlenerek mi yabancilarin sahip cikacagi bir Turkiye yaratabilecegiz? Oyleyse herkese gorev dusuyor. :-)