Sunday, October 15, 2006

TÜRK’ÜN DOSTU NEDEN YOK?

Geçenlerde katıldığım “Türkiye AB üyeliğine ilişkin bir konferansta Türkiye’yi hareretle savunan konuşmacının Arap olduğunu öğrenince şaşırdım. Önce Arap aksanı ile konuşan bir Türk sanıp şaşırmıştım ama Arap olduğunu öğrenmek daha şaşırtıcı geldi. Neden mi? Yıllardır bilirim ki hiç bir Arap gazetesi Türkiye’ye sataşmadan bir gününü geçirmez. Onlara göre Türkiye İslam dünyasına ihanet etmiş bir ülkedir ve bir hatamızı yakalamak için ellerinden geleni yaparlar. En sevdikleri politikacımızın kim olduğunu da söylememe gerek yok sanırım.

Hatta o kadar ileridir ki düşmanlık boyutu korku hikayeleri türetilmiştir. Efendim Türkler koyunun karnından kuzuyu çıkarıp yiyecek kadar vahşi ve insafsız imişler.
İtalyan’ların çocuklarını “Türkler geliyor” diye korkuttuklarını ve kitaplarında bizi şeytan şeklinde çizdiklerini biliyordum ama yüzyıllar boyu beraber yaşamış olduğumuz milletlerin bize böyle bir düşmanlık beslemiş olmalarını koynumuzda yılan beslemek gibi algılamam yanlış olmadı sanırım.

Bunları bilmeme rağmen Arap akademisyen ile yaptığım kısacık görüşmede öğrendiklerim beni hem şaşırttı hem de çok üzdü. Kendisine sorduk “ neden Türkiye Avrupa ilişkilerine merak sardın?” diye. Babasından gelen bir makaleyi araştırırken başlamış her şey. Hemen ondan çok öncesini açıklama gereği duydu; “bize” dedi “Kuveyt’de okurken okulda 3 düşman öğrettiler; Türkiye, İsrail ve İran”. Şimdi İsrail ve İran düşmanlığının sebepleri bariz de Türkiye niye düşman? Osmanlı çok zulmetmişmiş!! Ya bizim tarihçiler yalancı ya onların ki! Uzman değilim ben bilemem ama kandırılan bir taraf olduğu gerçek.

Hemen ekleme yaptı akademisyen“ ama biz Amerika Irak’ı işgal ettiğinde asıl düşmanın kim olduğunu gördük. Arap ülkeleri ABD uçaklarına geçiş izni verirken düşman bildiğimiz Türkiye ‘hayır’ dedi. İşte o günden beri Arap halkı Türkiye gerçeğine uyanmıştır. Şimdi Türkiye’ye farklı bakarlar.” Güzel! Arapların gönlünü kazandık peki diğerleri ne olacak? Hepimizin bildiği bir gerçektir ki Kıbrıs halkının bir kısmı da çıkartma sonrasında adaya yerleşen Türkiye’lilerin hoş olmayan davranışlarından dolayı Türkiye’lileri sevmezler. Onları dinlerseniz hak verirsiniz.
Bunlar yetmezmiş gibi bir kaç gün once Bulgar göçmeni bir Türk gencin yorumları da yüreğimizden vurdu. “Yıllar boyu Türkiye için yaşadık, hatta ölürdük ama Türkiye’ye göç edince bize yapılanlar karşısında şoke olduk. Hayalimizdeki Türkiye paramparça oldu, bir anda vatansız kaldık!” dedi. Anlattıklarını dinleyince hak verirsiniz ama acı olanı “Osmanlı ne yapmış ki? Ne yol yapmış, ne köprü yapmış. Gittiği yere bir katkısı olmamış” demesi oldu. Bize Osmanlı gittiği yere imaret götürmüş dediler hep. Biz mi tarihi yanlış öğrendik onlar mı? Peki asıl düşmanımız kim? Kendimiz mi, başkaları mı? Biz nerede yanıldık?

1 comment:

Elif Yilmaz said...

Umrancigim,

Bende o akademisyenin anlattiklarini hayret ile dinlemistim ama kendisi ile sonradan konusmamistim, bu bilgi icin tesekkurler.

Bizi sevip ve sevmeyenlere gelince, nereden baslayacagimi bilemiyorum onun icin dusuncelerimi kisaca soyle yaziyim. Bir insana yumruk vurup yere dusurdukden sonra ve ona tekmeler atilinca o insan ici icine kivrilir ve kuculur. O tekmeler bitinceye kadar'da oyle kalir. Iste bizde, ilk dunya savasindaki yedigimiz yumruklardan sonra kapandik kaldik, kendi yaralarimiza bakmaya, guclenmeye ve tekrar ayaga kalkmaya calisiyoruz. Yavas, yavas gozlerimizi acip etrafimiza bakmaya basliyoruz.